26 Temmuz 2013 Cuma

bir duyumsama: turkish raki

rakı içmek mesela, bin türlü duyumsama, keyif ve duygu karmaşaları... huzurdan ne hissettireceğini şaşırtır. anlamsız telaşlardı, tasalardı küçücük kalır; yok olur gider.

soğuk kış gecesinde, renkli kalabalık bir sokaktan sıcacık bir meyhaneye girmek de güzeldir. fakat, bana sorarsanız yeşillikli bir bahçede, şerbet gibi bir havada, ıhlamur ağaçlarının altında rakı içmek benzersizdir.

bembeyaz bir masa örtüsü. garsonun hemen getirip masaya koyduğu şişe buz gibi, boncuk boncuk terlemiş. rakı kadehleri tertemiz, şıkırdayıp duruyor. şişeyi açıp ilk kadehe dökmeye başlayınca burna gelen anasonun o iştah açıcı rayihası. sonra mezeler... olmazsa olmaz peynir, mutfakta daha taptaze hazırlanmış şenlikli bir salata, dumanı tüten soslu patlıcan, semizotlu yoğurt, tavadan tabağa henüz dökülmüş helva gibi arnavut ciğeri... güzel sohbet, orada olmak duygusu ve manzara keyfi de eklendiğinde tüm bunlarla kayıp giden bir iki duble rakı.

her şey biraz yatıştığında, tam vaktiyle tabağa bırakılan ara sıcak: paçanga böreği. önce tazelenmiş sopsoğuk kadehten büyükçe bir yudum, hemen ardından tam ortasından kesilince biberi, domatesi, pastırması mis gibi kokan çıtır börek.

böyle ritüellerle, değişen tabaklarla, çatal bıçak sesleriyle, kahkahalarla ve bomboş kalmış bir şişeyle biten masa.

kapanış: kalın camlı büyük bardakta özlemle kavranan, taze, serin ve eski dost bira...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder